• Celil Güven
    • ile Oyunculuk, Yazarlık, Oyunculuk Eğitimi ve Oyuncu Koçluğu Hakkında Herşey...

Yetkin Dikinciler (2010 KELEBEK)

Usta” filminde tutkulu bir karakteri canlandıran Yetkin Dikinciler, “Bana göre kadın,dünya tarihinde her şeyin merkezinde. Merkezden kaçmaya çalışmak nafile” diyor...


“Ulak” filminde  Âdem, “Babam ve Oğlum”da Salim ve “Mavi Gözlü Dev”de Nazım olarak izlediğimiz Yetkin Dikinciler, son olarak “Usta”nın Doğan’ı olarak karşımızda. Tane tane konuşan ve derin cümlelerle kendini ifade eden Dikinciler, bir virtüöz gibi kullandığı sesi ile annesinin başını beklerken filmle buluşmasını ve yaşam yolculuğunu anlatıyor bize. 

”Usta” filmiyle nasıl buluştunuz?
Çapa Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde annemin başındaydım. Annem, yoğun bakımda uyutuluyor, ben ona masaj yapıyorum, onu okşuyorum, seviyorum. “Hadi bak, Mavi Gözlü Dev vizyona girecek. Sen de kalkacaksın, göreceksin.” falan diyorum. Böyle bir duygusal dönem. O sırada, Mete Özok aradı. Durumumu bildiklerini, belki bir kahve içmeye ihtiyacım olabileceğini söyledi. Mete Özok ile Bahadır Karataş’ın yanına gittik. Bir filmi konuşmanın ötesinde, bir hayatı konuşmak gibiydi. 

Senaryonun nesi çekti sizi?
Oyunculuğu seçmemdeki en önemli nedenlerden birisi, oyunculuğun hayatı, başkalarının hikâyesini önemsemesidir. Senaryoda, Doğan Usta özelinde, insanları anlamaya çalışan bir zihin gördüm ve  hemen kabul ettim. 

Nasıl biri Doğan Usta?
Doğan Usta’nın, babası uçak motorları tamir ediyor. Kocaman uçaklar! Doğan Usta da, bir çocuk olarak, gidip gelip, ben de bir gün pilot olacağım diyor. Babayı erken yaşta kaybedince, okuyamıyor, sanayiye çırak olarak giriyor, ama içindeki o heves bir yerlerde hep duruyor, gittikçe de tutkuya dönüşüyor.
Sistem, bu dünya, onun okuyup da pilot olmasına izin vermediyse, onun tek çıkış yolu var: Kendi başına uçmak! Onun için de, kendi uçağını yapmaya karar veriyor. 


Tutkunun alt metninde “şiddetle bağlanabilmek” vardır. Sizce, Doğan Usta’nın tutkusunun, ardında ne var?
Usta işini en iyi yapan, bütün arızaları bulup gideren insan demek. Belki de Doğan Usta, bütün bu tutkusunun peşinden koşarken, kendini tamir etmeye çalışıyor. 

Filmde annenizi kaybediyorsunuz. Sizin annenizi kaybetmenizin üstüne geldi... 
Çok ilginç, hayat böyle bir şey! Kader bu! Hayat öyle zengin bir şey ki, bu benim de yaptığım işin de anlamına geliyor, yani ben oyun oynadığımı zannederken, hayatın ta kendisi oluyorum. 

Filmde Doğan Usta ile eşi Emine’nin ilişkisinde gördüğümüz gibi, ilişkiyi kadınlar hayatlarının merkezine koyarken, erkekler, hayatlarının bir parçası olarak görüyorlar.
Bana göre kadın, halihazırda ve dünya tarihinde her şeyin merkezindedir! Kendi merkezinde yani   doğum bölgesinde hayatı taşır. Merkezden kaçmaya çalışmak, erkeğin nafile çabasıdır!  Belki bu erkek egemen söylem de, oradan çıkmaktadır, çünkü aslında kadın egemendir. Coğrafya değişir, kültür değişir, kadına zulüm değişir, ama kadın her yerde merkezdedir. Erkek de, o merkeze seyahat etmektedir sürekli. Yeni nesiller de, o merkezden çıkacaktır. 


Hayatta neyi daha fazla istiyorsunuz?

Hayattan ve yaşayan herkesten, yaptığımız bütün işten ve her şeyden önce, hayatın değerli olduğunu keşfetmelerini; herhangi bir aracın, herhangi bir işin, hayatın anlamının uzağına düşmemesini diliyorum. 

Sizce en büyük sorunumuz ne?
Benzemeye ve benzetmeye çalışmak. Öğretmen öğrenciyi, anne çocuklarını benzetiyor. Hep benzetmeye çalışıyoruz. 

Kadınlar da çok benziyor artık birbirine. Bu size nasıl geliyor?
Genellikle dışarıdan yargılamadığım için, o benzerliği görmüyorum ben. 

Yani kadının dışı değil, içi önemli diyorsunuz. Gerçek mi bu?
E gerçek olmazsa, nasıl yaşanır? Hayat o zaman biteviye aynı şeydir, yeknesaklıktır. Hepimizin iki kaşı, iki gözü var.

Yakışıklı ya da güzel olmak ne kadar önemli?
Sırlı olan aynaya bakıp da, kendimi yakşıklı, güzel, seksi bulmam. Küçüklüğümden beri, beni nasıl bir hayat bekliyor diye büyüdüm. Oyuncu olduğumda da bunun üzerinden yolculuğa çıkmadım. Beni hep, iç yolculuk ilgilendirir. Dolayısıyla bana ayna olan, o fiziksel ayna değil, hayatın ta kendisidir. 

Ne demek yani, yakışıklı ya da seksi olmak önemli değil mi?
Bence önemli değil. 

Önemli olan ne? Derinlik mi?
Yani bunların konuşulmaması önemli. Yakışıklılık, seksilik nedir ki? Afrika kabilelerinde, Zulular’ın boyunlarına on tane halka takıp, kulaklarını uzattıklarını, alt çenelerini sarkıttıklarını ve bunu da güzelleşmek adına yaptıklarını biliyoruz. O kültürde güzellik öyle bir şey! Onun için, geçiniz! Kültürleri aşan bir güzellik olmalı.

  Nasıl bir şey o?
Kalp! 



Çok iyi kalpli, çok derin ama çok da çirkin bir kadınla da beraber olur musunuz?

Bana niye soruyorsunuz böyle bir şeyi?

Fiziği geçiniz, önemli olan kalp güzelliği diyen sizsiniz.
Yok, ben böyle sizin güzellik anlayışınızın güzel bulmadığı bir modele cevap vermek zorunda değilim mesela. Ben tanım yapmıyorum. Şu çirkindir demiyorum.


Öpüşme sahnesi yemek sahnesi gibi 
Filmdeki öpüşme ve kavga sahneleri, çok konuşuldu.
Benim için bu sahneler, bir yemek, bir aksiyon sahnesi ile aynı; bu kadar gündeme gelmeleri de, ihtiyaçtandır herhalde. Başta bunları basanların böyle bir ihtiyacı var ya da insanların böyle sahneleri gazete sayfalarında görmeye ihtiyacı var diye düşünenler bunu yapıyorlar. 

Filmin afişinde, ”Aşk için her şeyden vazgeçer miydiniz?” diyor. Siz, Yetkin Dikinciler olarak, aşk için her şeyden vazgeçer miydiniz?
Benim aşkım, benden her şeyden vazgeçmemi isteyecek bir aşk idiyse eğer... 

Belki aşkınız değil, ama hayat bunu istiyor...
Aşık olan bir kendiliktir. O aşkı ben yakalamışsam eğer, o aşkın kendisi de benden, kendimden vazgeçmemi istememeli.



Takvim
Reklam
İmzalı olarak İlk kitabım olan ''Rüzgarın Getirdikleri'' ni talep eden dostlar;


Adres bilgileri ile birlikte Kargo dahil (sadece yurt İçi)  10,00 TL lik dekontu oyuncu.kocu@yahoo.com.tr
adresine mail atabilirler...