• Celil Güven
    • ile Oyunculuk, Yazarlık, Oyunculuk Eğitimi ve Oyuncu Koçluğu Hakkında Herşey...

ECE SÜKAN (2010 KELEBEK)

Ece Sükan’la sihirli kelimeler

Ece Sükan moda, aşk, para, “Aşk Yakar”, kıskançlık, Özcan Deniz, Nişantaşı, 14 Şubat, fotoğraf gibi kelimelerin kendisine ne ifade ettiğini Madame Figaro dergisine anlattı


aşk yakar

Kendinizi televizyonda izlediğinizde beğeniyor musunuz? Oyunculuk zor mu?
Bence zor. Ama bu kendinle ve ne kadarla yetinebildiğinle de alâkalı. Eğer insan sınırlarını zorlamak istiyorsa oyunculuk kendine meydan okuduğu bir şey oluyor. Etraftan hoş tepkiler alıyorum ama yine de kendimi hiç beğenmiyorum.
Özcan Deniz’le çalışmak kolay mı? 
Çok kolay. Özcan, hayatta sağlam duruşu olan bir insan. Bir kere çok bilgili. Set arasında onunla binlerce film üzerine konuşabilirsin. Çok fazla film izliyor, kendi çekmek istediği film projeleri var ve bunlarla ilgili kafa yoruyor. Çok disiplinli, profesyonel, yapıcı, becerikli, yardımcı ve kibar bir insan Özcan. Kimseye sorun çıkarmıyor, kendiyle barışık. Sağlam duruşu olan ve kendiyle barışık, hazmetmiş insanlar zaten hemen fark edilir.
“Aşk Yakar”da çevresine karşı sert bir karakteri canlandırıyorsunuz. Sizin de zaman zaman serleştiğiniz anlar olur mu? 
Belda, etrafa karşı net ve sert. Ben onun kadar  sert olamıyorum. Ama iş hırsı ve çalışkanlığı, bir yandan gerçekçi bir yandan hayalperest olması bana benziyor. Âşık olduğumda çok daha fazla hayalperest olurum, gerçeklerden kaçarım hatta. Ama âşık olsam da etrafa karşı Belda kadar umursamaz olamam.
Âşık olduğunuzda kolayca harekete geçer misiniz yoksa bekler misiniz?
Asla harekete geçemem, çaba gösteremem. Zaten öyle bir elektrik, öyle bir enerji varsa bir şekilde olur diye düşünürüm. Doğal akışına bırakırım. 
Âşık olduğunuzda sizde neler değişir, nasıl belirtiler olur?
Her şeyin sebebini, sonucunu o kişiye bağlarım, sürekli ondan bahsederim. Herkes gibi âşık oluyorum yani.  
  

 moda
Modaya ilginiz ne zaman başladı?
Ankara’dayken, okul yıllarında giyinmeye çok meraklıydım. Ankara’nın kısıtlı imkânlarında da hep farklı şeyleri bulmaya yönelik bir gözüm vardı.  Annem tiyatrocu olduğu için kostümlerle iç içe olmanın da modaya olan merakımın gelişmesinde etkisi olmuştur.
Peki işe nasıl başladınız? Çat kapı Marie Claire’e gidip “Ben moda editörü olmak istiyorum” mu dediniz?  
Aynen öyle oldu. Tabii ki önümde bir asistanlık süreci olacağını biliyordum. Moda editörü asistanı olarak çalışmaya başladım. Bu arada tesadüfen moda editörü olan arkadaş Londra’ya gitti ve ben birkaç ay içinde editör oldum. İlk yaptığım ufak tefek çekimler beğenildi, büyük büyük basıldı. Bu da bana  bir motivasyon kaynağı oldu. İki sene boyunca keyifli çekimler gerçekleştirdik. Bir ara, kısa bir süre Amerika’ya gittim. Dönünce bu işe devam ettim, hâlâ da sürdürüyorum.

 

 

kıskançlık
Kıskanılmak hoşunuza gider mi?
Kıskanılmak hoşuma gitmiyor. Özellikle negatif bir durum varsa kıskanılmakta, bu kötü enerji beni etkiliyor, rahatsız ediyor.
İş konusunda iyi yapılmış projeleri kıskandığınız olur mu?
Güzel bir çekim gördüğümde kıskanırım, ama bunu o kişinin yüzüne de söylerim. Bu bence olumlu bir kıskançlık. Ama şu da var Türkiye’de  öyle kıskanılacak işler olmuyor.
İlişkilerdeki kıskançlık peki?
Bu iki insanın o ilişkide koyduğu tavır ve güvenle alakalı bir durum. Çünkü eğer kendini karşındaki insanın sahibi hissediyorsan ve güvenmiyorsan kıskanırsın. Bence ilişkide kimse kimsenin sahibi olmamalı. İki kişi de birey olmalı ve birlikte “biz”i oluşturmalı. Eğer her iki tarafta da güven ve hazmetmişlik varsa kıskanılacak bir şey kalmaz. Kıskançlığın ilişkiye zarar verdiğini düşünüyorum. Ama şu da bir gerçek ki hayatın temelinde denge var. Hiç kıskanılmamak da kötü. Bu da insanın kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.
Kıskançlık ayarında olduğunda hoş bir şey. Sebepsiz yere, rahatsız edici boyutta, hayatı kısıtlama noktasındaki kıskançlık ne kadar kötüyse, birbirini özel ve değerli hissettirecek dozdaki kıskançlık da o kadar hoştur. Burada önemli olan o dengeyi tutturmak.

 

nişantaşı
Eviniz Nişantaşı’nda mı?
Uzun zaman Topağacı’nda oturdum. Şimdi Gümüşsuyu’na taşındım. Eski evimde şimdi annemler oturuyor. Nişantaşı’nı çok seviyorum ve onunla bağım hiç kopmuyor. Dükkân da burada.
Evde zaman geçirmeyi seviyor musunuz?
Evimi çok seviyorum. Maalesef çok fazla dışarıdayım, koşturuyorum, bu da evde oturmaya karşı büyük bir özlem oluşmasına neden oluyor. Hep şöyle bir günün gelmesini bekliyorum; bütün işlerimi bitirip beş gün hiç evden çıkmayayım. Ama o gün hiç gelmiyor. 
Evinizde televizyonun yokmuş
Evet, yok. Televizyonla ilişkim uzun zamandır iyi değildi. Gümüşsuyu’ndaki eve taşınırken televizyo-numu almadım. Televizyon yokken daha çok kitap okuyorum, balkondan dışarı bakıp düşünebiliyorum, kendime daha çok zaman ayırabiliyorum. 
“Aşk Yakar” dizisini seyretmiyor musunuz?
Anneme ya da arkadaşlarıma gidip izliyorum. 
Dükkânınızı neden Nişantaşı’nda açtınız?
Nişantaşı benim için Beyoğlu’yla birlikte şehrin merkezi. Bir moda editörü için vazgeçilmez bir yer. Tabii ki trafik gibi sorunlar var ama şehrin kalbinin attığı, eski binaları, yaşanmışlığı olan bir yer. Pastaneden pastanı, köşeden çiçeğini alıp, bir kafede bir kahve içip, dergilere bakıp, kitapçıya uğrayıp dükkâna gelmeye bayılıyorum. 
Alışveriş merkezlerini seviyor musunuz?
İşim gereği, kıyafet seçmek için bazen gitmek zorunda kalıyorum ama olabildiğince işimi Nişantaşı’nda halletmeye çalışıyorum.

 

fotoğraf
Hem kameranın önüne hem de arkasında olmayı seven biri olarak hayatınızda fotoğrafın yeri ne?
Ağabeyim (Aslan Sükan) fotoğrafçı olduğu için fotoğrafın bizim ailede hep önemli bir yeri oldu. Ben de New York’ta kaldığım süre içinde her anımı fotoğrafladım. Şimdi dönüp baktığımda her anımın bir fotoğrafı var. Moda editörlüğü ve aynı zamanda modellik de yaptığım için her şeye fotoğrafik açıdan bakıyorum. Zaten bir süre sonra gözünüz de gelişiyor. Kameranın iki tarafında da olabilmek iki bakış açısı getiriyor. Kendimi bu konuda geliştirmek, belki kursa gitmek istiyorum.
Bu konuyla ilgili projeleriniz var mı?
Sergi açmak belki eski fotoğraflarımla ilgili masa üstü bir kitap basmak çok isterim.  Fotoğrafı hep bir gün yapacaklarım arasında tutuyorum. Bir dönem makinemi her gün çantamda taşıyordum ve hep bir şey çekiyordum. Gerçi hâlâ makinemi çantamda taşıyorum ama bu dönem biraz uzak kaldım. En kısa dönemde yeniden fotoğraf çekmeye başlayacağım. 

 14 Şubat
Sevgililer Günü’nü nasıl geçireceksiniz?
Çok şey beklemem. Beklentilerimi yüksek tutmamayı öğrendim, zaten böyle bir şeye de gerek yok. Eğer sevgilim varsa 14 Şubat’ta güzel bir yemek yeterli olur. Eğer sevgilim yoksa kız arkadaşlarımla buluşurum. Ya da normal, sıradan bir gün gibi geçiririm 14 Şubat’ı da.
Bu güne kadar 14 Şubat’ta aldığınız en özel hediye neydi?
Hımmmmmm.. Düşünüyorum ama aklıma gelmiyor. Demek ki çok yaratıcı bir hediye almamışım, hatırlamıyorum. 
Senin verdiğiniz en özel hediye neydi?
Çok yıpranmış eski taşların üzerine fotoğraflar bastırmıştım. Fotoğraflar ikimizin aynı şeyi hissettiği, güzel anların fotoğraflarıydı. Böyle bir sürü taş yaptırmıştım, bence güzel ve yaratıcı bir hediyeydi.

 

para
Parayla nasıl bir ilişkiniz var?
Parayla ilişkim maalesef çok acemice. Şu yaşıma geldim hâlâ bir şey biriktiremedim. Hep kendime yatırım yaptım. O anlamda hiçbir şeyden pişman değilim. Pek çok iş yaptım ama bunlar öyle bana çok para getiren şeyler olmadı. Ama artık para ile daha akıllıca bir ilişkim olsun istiyorum. Hesabımı çok iyi bilmiyorum.
Parayı en çok nerede kullanmayı seviyorsunuz?
Çok keyfime düşkünüm. Güzel yemek yiyeyim, iyi şarap içeyim, kıyafet alayım... Şuradan şuraya gidene katar 30 şey alabilirim. Harcamayı seviyorum ama sonra kredi kartı ödemeleri geldiğinde zorlanıyorum biraz. Kazanıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum, hepsini kredi kartlarına veriyorum. Bu nedenle artık biraz daha dikkatli olmayı istiyorum. Böyle bir insanım; üç kuruşu şuradan kısayım, buraya koyayım diye hesaplar yapamıyorum. 



Takvim
Reklam
İmzalı olarak İlk kitabım olan ''Rüzgarın Getirdikleri'' ni talep eden dostlar;


Adres bilgileri ile birlikte Kargo dahil (sadece yurt İçi)  10,00 TL lik dekontu oyuncu.kocu@yahoo.com.tr
adresine mail atabilirler...