• Celil Güven
    • ile Oyunculuk, Yazarlık, Oyunculuk Eğitimi ve Oyuncu Koçluğu Hakkında Herşey...

Fulya Zenginer (2009) KELEBEK

 'Küçük Kadınlar'da adını duyuran Fulya Zenginer, başarının kendisini motive ettiğini belirtti.

Fulya Zenginer, “Küçük Kadınlar” dizisindeki Yeliz rolüyle kısa sürede adını duyurdu, yüzünü milyonlara tanıttı. Bu başarının kendisini motive ettiğini belirten genç oyuncu, Kelebek'in sorularını yanıtladı.

Yeliz kısa sürede çok sevildi. Sokaktaki tepkiler nasıl sana karşı?

- Çok çok güzel tepkiler alıyorum.

Dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş miydin?

- İçime doğdu gibi bir şey. Bu diziye giriş hikayem çok ilginç slında... Annem rahatsızdı o sıralar. Onunla hastanede kalıyordum. Görüşmeye çağrıldığım gün “Ben gitmeyeceğim” dedim. Çünkü annem ameliyat olmuştu ve yanında kalmaya kararlıydım. Annem “Gideceksin” diye ısrar etti. Odadaki diğer hastanın yakınları da “Biz annenin başında duracağız, hiç ayrılmayacağız. Sen git” dediler. Annemin içine doğmuş gibiydi. Yarım saat o hasta haliyle beni ikna etmeye çalıştı. Hastanenin orada bir kuaför vardı. Hemen saçımı yıkattım, ördüm. Ne giydiğimi bile hatırlamıyorum. Oradan görüşmeye gittim. Her şey bir garipti.



Oyunculuk eğitimi almış mıydın?

- Oyunculuk eğitimim yok. Bakırköy Lisesi’ni bitirdim ve diziden dolayı henüz üniversiteye başlayamadım. Önümüzdeki yıl başlayacağım. Kuzenlerim yapımcı, onlar bu işin içinde. Ama onlardan yardım almak istemedim. Sıradan bir ajansa yazıldım. Sonra “Doktorlar”, “İki Aile” derken bugünlere geldim.

"Küçük Kadınlar"ın kadrosuna dahil edilmende güzelliğinin de etkisi olsa gerek... Ne dersin bu konuda?

- Öyle olsa da fark etmez, ben iyi oynayamadığım zaman mutsuz olurum. O yüzden zor roller istiyorum. Mesela bir şizofreni oynayayım... Ekranda güzel görünüyorum, ama insanlar beni sırf bu yüzden izlemesin. Ben model değil, oyuncuyum. Benim için güzel görünmek önemli olsa, model olurdum.

Son zamanlarda gerek dizi, gerekse sinema filmlerinde hep genç yetenekler yer alıyor. Diğerlerinin arasından nasıl sıyrılabilir bir oyuncu sence?

- Sadece “İyi olan kazansın” diyebilirim.

Tiyatro yapmak ister miydin?

- Çok istedim. Uzun süre konservatuvar sınavlarıyla uğraştım. Bir set, bir sınav diye geçti bu sene. İlk sınavları geçtim, ama mülakatlarda olmadı.

Dizide oynuyor muydun o sırada?

- Evet, zaten o yüzden olmadı. “Dizide oynuyorum hocam” dedim. Hoca ismimin üzerini çizdi.

Peki, sormadın mı “Neden” diye?

- Kırgındım, sormak istemedim. Kaldı ki bu haksızlığın yapıldığı çok insan tanıyorum ve ben de onlardan biri oldum. Yeteneksiz olduğumu düşünmüyorum. Öyle olsam bu işi yapmam inanın, çeker giderim. Niye insanların önünü kapatayım? Uğraştığımı düşünüyorum, emek veriyorum, kafa patlatıyorum. Senaryoyu okuduğumda “Ne yapmalıyım", setim olmadığında ise "Evde kendimi geliştirmek adına neler yapabilirim” diye düşünüyorum. Madem eğitim alamıyorum, ben de Shakespeare’in kitaplarını açıyorum. Oradaki herhangi birinin tiradını ezberleyip, kendi kendime onu oynamaya çalışıyorum. Emek vermediğimi kimse söyleyemez.

İnsan bu kadar tanınıp sevilince havalara girer mi dersin?

- Bende öyle bir şey olmadı. Ama bazen bunalıma giriyorum. Garipleşiyor her şey benim için. İnsanların sevgilerinden rahatsız olmuyorum, fakat bazen benden bekleneni verememek beni zorluyor. Örnek vereyim... Konservatuvar sınavına girdiğim gün, kapıda sıramı bekliyorum. 10-15 kişi geldi yanıma. Benimle kapıda fotoğraf çektirmek istediler. Sınava gireceğim, çok heyecanlıyım, elim ayağım titriyor. “Afedersiniz, yapamam” deyince de kızıp gittiler. İkinci tatsız olayı mezarlıkta yaşadım. Geçen gün mezarlık ziyaretindeydim. Fotoğraf çektirmek istediler. Bunun için mekan hiç uygun değildi. İşte bu tarz şeyler bazen enerjimi düşürüyor.

Dizi çok büyük bir sosyal yaraya değiniyor: Taciz! Senaryoyu ilk okuduğunda ne hissettin?

- Evde senaryoya baktım, öylece kaldım. Zor geldi ilk başta... “Oynayamam” dedim. Anneme “Anne ben ne yapacağım?” diye sordum. Annem de “Kızım sen oyunculuk yapmak istiyor musun, istemiyor musun? Bu böyle bir iş. Kararını şimdi ver” dedi. Sete gittim, eniştemi canlandıran Vural Ağabey’le konuştum. Gerçekten çok iyi bir insan ve benim kendimi geliştirmemde çok yardımı oluyor. Ondan sonra rahatladım. O konuları da aştım şimdi, kendimi daha rahat hissediyorum.

Gerçek hayatta aynı şeyi yaşasaydın, tepkin ne olurdu?

- Şu anki aklımla biraz daha kolay atlatırdım. Ama 15 yaşındaki halimle, Yeliz’den daha büyük tepkilerim olabilirdi.

“Kestik” dendiği anda, enişteni canlandıran Vural Buldu’ya karşı neler hissediyorsun?

- Ben Vural Ağabey’le tiyatro sınavlarına birlikte çalıştım. Bana bir gününü ayırdı sağ olsun. Bir tiyatro sahnesi buldu, orada çalıştık. Dışarıdan gören insanlar şaşırdılar. Oyuncu olmanın gereği bu belki de, yani oynanan şey o sahnede kalıyor. Vural Ağabey’le olması gerekeni çıkarmaya çalışıyoruz. “Niye böyle yapıyorsun, şunu niye yaptın?” diye birbirimizi eleştiriyoruz. Bazen de “Çok iyiydin” diyoruz.

Oyunculuktan başka neler yapmaktan zevk alıyorsun?

- Oyunculuk haricinde ailemleyim... Üniversitede okuyan bir ablam var. ben de bir yandan üniversite için uğraşıyorum. Bölüm olarak sosyolojiyi düşünüyorum. İnsanları en çok tanıyabileceğim mesleklerden biri gibi geldi bana çünkü... Ama bunu meslek olarak yapmayacağım. Sadece bu sayede göreceğim farklı insanlar, farklı kültürler kendimi                         geliştirmeme yarayacak. Koşturmayı seviyorum. Sete koştururken, otobüste kitap okumayı seviyorum. Bir şey yetiştirmek zorunda olmayı seviyorum. Dolu yaşamayı seviyorum. Yaşadığımı hissediyorum o zaman. Son olarak bir fotoğraf makinesi aldım, ilk fırsatta fotoğraf çekmeye başlayacağım. Piyano da öğrenmek istiyorum, ama bunun için bir türlü vakit bulamadım.

10 sene sonra kendini nerede görüyorsun?

- Oyunculukta daha ileriye gitmek gibi hedeflerim var. Tabii ki üniversitemi bitirmiş ve daha donanımlı biri olmak da istiyorum.

 

Erkek arkadaş için uygun zaman değil

Erkek arkadaşın var mı?

- Yok. Bazen düşünüyorum, “Keşke olsaydı” diyorum. Ama daha zamanı değil demek ki...

Vakit ayırabilir misin peki?

- Bölünmek istemiyorum duygusal anlamda. Kafam hep bir yerde olmamalı. Çünkü yolun çok başındayım. Bu işe çok alıştığım zaman hepsini bir arada yürütebilirim, ama şimdi parça parça olmak istemem. 19 yaşındayım, kendimi geliştirmeliyim, bir şeyler öğrenmeliyim, işimi de en iyi şekilde yapmalıyım



Takvim
Reklam
İmzalı olarak İlk kitabım olan ''Rüzgarın Getirdikleri'' ni talep eden dostlar;


Adres bilgileri ile birlikte Kargo dahil (sadece yurt İçi)  10,00 TL lik dekontu oyuncu.kocu@yahoo.com.tr
adresine mail atabilirler...