• Celil Güven
    • ile Oyunculuk, Yazarlık, Oyunculuk Eğitimi ve Oyuncu Koçluğu Hakkında Herşey...

Nehir Erdoğan (2009 KELEBEK)

Mustafa’nın filmlerinde oynayamam



Yaz aylarında yeni bir diziyle ekranlara dönecek olan Nehir Erdoğan, ABD seyahatinden önce Cafe Milliyet’e konuştu. “Sadece nişanlısının filmlerinde oynuyor algısı oluşmasın diye Mustafa’ya (Altıoklar) ‘Bana rol teklif etme’ dedim”

Son yıllarda rol aldığı filmler ve “Yabancı Damat”, “Tatlı Bela Fadime” gibi uzun soluklu dizilerdeki performansıyla genç kuşağın en çok dikkat çeken oyuncularından biri olan Nehir Erdoğan, 3 ay boyunca Los Angeles’ta kalacak.
Ağustos ayında çekimlerine başlanacak olan Türker İnanoğlu imzalı dizi öncesi moral ve enerji depolayacak olan Erdoğan, “1 Nisan tüm dünya için şaka yapma günü ya... Etrafımdakilere takılıyorum, bindiğim uçak düşüyormuş. Arkamdan ‘Son şakasını yaptı ve gitti’ diyorlarmış” diye yaptığı 1 Nisan şakasını anlatıyor. Röportaj bitiminde nişanlısı ünlü yönetmen Mustafa Altıoklar’ın almaya geldiği Erdoğan’ın mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

LosAngeles’a gidiyorsunuz, bunun özel bir sebebi var mı?

Özel bir nedeni yok. Uzun zamandır yurtdışına çıkmadım.  2 - 3 ay
Türkiye’den uzak olmak iyi geliyor bana... Çok tanıdığım insan olmayınca vaktim
bölünmüyor. Kitap okuyorum, dinleniyorum. 



“Meleğin Sırları”
filmini de Amerika’da çekmiştiniz, bir Hollywood filminde oynadınız.
Beklentinizi karşılayan bir film oldu mu?


Hiçbir zaman ben o filmle ilgili abartılı cümleler kurmak istemedim.  Ben
Mars’a gitsem hava atayım da, Hollywood’a gittim diye niye hava atayım ki?
Dünya artık çok küçüldü, birçok insan gidiyor geliyor.



ABD’de ne kadar
kalacaksınız?


3 ya da 3.5 ay kalacağım.



Yalnız mı
gideceksiniz, Mustafa Bey’le mi?


Annemle gidiyorum.



Ayrı kalmak zor
olmayacak mı?


Gerçekten seviyorsa insan birbirini, 3 ay değil 3 yıl da olabilir. Gelip
gidecek o da mutlaka. Dayanamayız çünkü...



Son olarak rol
aldığınız “Ay Işığı” dizisi yayından kaldırıldı, bu sizi demoralize etti mi?


O kadar güzel bir diziydi ki... Kadro, set, hikâye... 8 bölüm sürdü ama onu
kanal değil yapımcımız kaldırdı. Türker İnanoğlu’nun haklı olarak bir
mükemmeliyetçi bir tarafı vardır. Bazı işler tutar bazıları tutmaz, bazıları
sevilir, bazıları sevilmez... Biz de önümüzdeki işlere bakarız.



Evdeki tek kız
çocuğu muydunuz?


Tek kızım bir de abim var.  Şımarma lüksüm yoktu. Ağlamam dört yaşından
itibaren yasaklandı. Babam büyük insan gibi konuşurdu benimle... ‘Gözyaşını
silah olarak kullanmayacaksın, sen güçlü bir kızsın’ diye diye bir baktım domuz
gibi bir tip oldum. Hiç ağlayamıyorum.  



İzmir’den gelmiş,
genç bir kızken TRT 1’de hosteslik yaptığınız “Tele Pazar” programında
dikkatleri çektiniz. Zorlandığınız zamanlar oldu mu?


Özellikle 2003 yılında 4 işte birden çalışıyordum. Babamın ölümünden hemen
sonraydı. Biraz da bunları düşünmek istemediğim bir zamandı, kendimi işe
verdim. O zaman arabam da yoktu. Sabah erkenden çıkıyordum. İki dizi, bir
programın sunuculuğunu yapıyordum. İyi ki de, öyle geçmiş o süreç. O yüzden
şansa inanmam. Herkes kendi şansını yaratır. ‘İşte güzeldi ondan’ diyorlar ama
bin tane güzel var. Ayrıca her zaman o kadar da güzel değildim. İstediğim zaman
sıradan bir kız haline de gelebiliyorum. 



İlk öpüşme sahnesi zordu



Mustafa Bey’le
ortak bir projeniz olacak mı?


Yönetmen bir nişanlım olduğu için onun tüm projelerinde yer alabileceğimi
düşünüyor herkes, benim bu konuda bir inadım var onun filmlerinde oynamıyorum.
Belki ileride ama şimdi bu sadece onun filmlerinde oynuyor algıları oluşmasın
diye. İlişkimizin başında Mustafa’ya 

“Bana rol teklif etme” diye söyledim.



İlişkiniz
başlamadan Mustafa Bey size rol teklif etmiş miydi?


Etmişti, kabul etmemiştim.  Ben de bu duruma üzülüyorum. Proje gözümün
önünde yazılıyor, harika karakterler oluyor, içim gidiyor. Mustafa da pis pis
sırıtıyor bana ‘Oynamayacak mısın?’ diye. Anlamalarını istiyorum. Uzaktan
sadece Mustafa’yla çalışacağımı sanmalarını önlenmek için böyle yapıyorum.



Türkiye’de
çıplaklık söz konusu olduğu zaman oyuncular ikiye ayrılıyor. Bazı oyuncular
“Sanat için soyunurum” diyor. Sizin bakış açınız nasıl?


“Sanat için soyunurum” sözünü anlamıyorum. En büyük fedakârlık bu mu sanat için
yapılan? Gün geliyor 48 saat uyumuyorsun gün geliyor insanlar setlerde uykusuzluktan
trafik kazaları geçiriyor ya da başka şeylerden kaza geçirip ölüyorlar. O işler
iyi bir şekilde ortaya çıksın diye...  Şunu anlıyorum bu işe ilk
başladığımda benim de çekingenliğim oldu. Ben de ilk öpüşme sahnemi çok zor
çektim. Bir süre sonra bunun işin bir parçası olduğunu iyice anladım. Senaryo
gerektiriyorsa talep etmek bile anlamsız. Ne gerektiriyorsa o... Bir gün
çırılçıplak olur muyum ileride diye düşünüyorum ama onu da olmam herhalde ama
“Sanat için soyunurum” başlığı çok komiğime gidiyor.



Ödül beklentiniz
var mı?


Biraz önce Filiz Akın’la beraberdim. O kadar büyük bir oyuncunun beni övmesi
bence ödülden daha önemli. Her oyuncu bunu ister, oradaki önemli insanlar
tarafından onaylanmak güzel bir şey ama sonuçta ödüller, annelerimizin büfelerine
konuluyor.



Birbirimize iyi
geliyoruz


Mustafa Altıoklar
ne kadar muhalifse, siz o kadar kontrollüsünüz.


Benimki kontrol değil. Ben daha geniş düşünebiliyorum. O birebir yanlışları
tespit edip sinema, toplum için bunu açıkça dile getiriyor. Ben zaman zaman onu
yumuşatıyorum. O zaman zaman beni sivriltiyor, iyi geliyoruz birbirimize...
Mustafa sonda söylenmesi gereken şeyi baştan söylüyor. Ben de söylerim ama onun
bir yolunu ararım. Kişisel olarak bir insanı üzmekten korkarım.


Takvim
Reklam
İmzalı olarak İlk kitabım olan ''Rüzgarın Getirdikleri'' ni talep eden dostlar;


Adres bilgileri ile birlikte Kargo dahil (sadece yurt İçi)  10,00 TL lik dekontu oyuncu.kocu@yahoo.com.tr
adresine mail atabilirler...